| Yargıtay 14. Hukuk Dairesinden: Esas No : 2009/11586 Karar No : 2009/12909 YARGITAY İLAMI Mahkemesi : Osmaneli Asliye Hukuk Mahkemesi Tarihi : 30/3/2001 Numarası : 2000/159-2001/94 Davacılar : Yusuf Kürek vd. Davalılar : İsa Kürek vd. Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 3/7/2000 ve 1/12/2000 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine davaların birleştirilerek yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabul, kısmen reddine dair verilen 30/3/2001 günlü temyiz edilmeden kesinleşen hükmün, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 25/9/2009 gün 2009/209983 sayılı tebliğnamesiyle 427/6. maddesi gereğince Kanun yararına bozulması istenilmiş olmakla, dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: KARAR Dava, 25/10/1991 günlü biçimine uygun düzenlenen ölünceye kadar bakım sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir. Davalılar, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, dava kısmen kabul edilmiştir. Hüküm tarafların temyiz etmemeleri nedeniyle kesinleşmiştir. Hükmün, Yargıtayca incelenmesi yazılı emir yoluyla talep edilmiştir. Ölünceye kadar bakım sözleşmeleri taraflara hak ve borçlar yükleyen sözleşmelerden olup, bakım borcuna karşılık bir taşınmazın devri kararlaştırıldığında, bakım alacaklısının ölümünden sonra onun mirasçıları mülkiyeti geçirme borcu ile yükümlüdürler. Bu yükümlülüklerini yerine getirmemeleri halinde, sözleşmeye dayanılarak tapu iptali ve tescil istemi ile dava açılabilir. Davadaki istemin dayanağı Borçlar Kanununun 511. ve devamı maddeleridir. Mahkemece yargılamanın bitirildiği 30/3/2001 günlü duruşma tutanağına geçirilen kısa kararda 286 ve 840 sayılı parsellere ilişkin dava kabul edildiği halde gerekçeli kararın hüküm fıkrasında bu parsellere ilişkin bir hüküm kurulmadığı, yine aynı oturumda yazılan kısa kararda 685 sayılı parsel hakkında bir hükme yer verilmediği halde sonradan yazılan gerekçeli kararda bu parsele ilişkin davanın husumet noktasından reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. Görülüyor ki, kısa karar ile gerekçeli karar arasında açık bir çelişki mevcuttur. 10/4/1992 tarih ve 7/4 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca kısa karar ile gerekçeli kararın çelişkili olması bozma nedeni oluşturur ve yerel mahkeme bozmadan sonra önceki kararla bağlı olmaksızın çelişkiyi kaldırmak kaydıyla vicdani kanaatine göre karar verebilir. Mahkemenin anılan içtihadı birleştirme kararı ile öngörülen ilkeyi bir yana bırakarak kısa kararla gerekçeli karar arasında çelişki yaratması usul ve yasaya aykırıdır. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteği bu nedenle yerindedir. SONUÇ: Yukarıda yazılı nedenlerle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının HUMK.nun 427/6. maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin kabulü ile hükmün sonuca etkili olmamak üzere BOZULMASINA ve gereği yapılmak üzere kararın bir örneği ile dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine, 16/11/2009 günü oybirliği ile karar verildi. |