| Yargıtay 2. Hukuk Dairesinden: Esas No : 2007/19532 Karar No : 2009/2335 İncelenen Kararın Mahkemesi : Sarıgöl Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi Tarihi : 13/12/2006 Numarası : Esas no: 2006/281 Karar no: 2006/252 Davacı : Cemile Derin Davalı : Hasımsız Dava Türü : Evlenmeye İzin Temyiz Eden : Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hükmün kanun yararına bozulması Adalet Bakanlığının yazısı üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından istenilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Davacı Cemile Derin'in 13/12/2006 tarihinde hasımsız olarak açtığı davada nişanlısı Önder Zarhan ile kaçması nedeniyle ailesinin evlenmelerine razı olmadığını ileri sürerek evlenmeye izin verilmesini istediği yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verildiği ve hükmün temyiz edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmaktadır. 1 Ocak 2002 tarihinde yürürlüğe giren 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 124. maddesi ile "Erkek veya kadın onyedi yaşını doldurmadan evlenemez. Ancak, hakim olağanüstü durumlarda ve pek önemli bir sebeple onaltı yaşını doldurmuş olan erkek veya kadının evlenmesine izin verebilir. Olanak bulundukça karardan önce ana ve baba veya vasi dinlenir." Hükmü getirilmiştir. Dosyadaki nüfus kaydının incelenmesinden, 20/6/1990 doğumlu olan davacının onaltı yaşını doldurduğu, anne ve babasının sağ olduğu anlaşılmıştır. Mahkemece; davacının anne ve babasının dinlenmesine yönelik hiçbir işlem yapılmaksızın, Türk Medeni Kanununun 124/2. maddesine aykırılık teşkil edecek şekilde eksik inceleme ve araştırma ile evlenmeye izin verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. SONUÇ: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 427/6. maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin açıklanan sebeple kabulü ile hükmün sonuca etkili olmamak üzere BOZULMASINA, oybirliğiyle karar verildi. 16/2/2009 -- • -- Yargıtay 2. Hukuk Dairesinden: Esas No : 2007/19533 Karar No : 2009/2336 İncelenen Kararın Mahkemesi : Nazilli Aile Mahkemesi Tarihi : 12/12/2006 Numarası : Esas no: 2006/855 Karar no: 2006/814 Davacı : Arzu Bilgili Davalı : Hasımsız Dava Türü : Evlenmeye İzin Temyiz Eden : Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hükmün kanun yararına bozulması Adalet Bakanlığının yazısı üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından istenilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Davacı Arzu Bilgin vekilinin 4/12/2006 tarihinde hasımsız olarak açtığı davada, 16 yaşını bitirmiş olan davacının evlenmesine izin verilmesini istediği, mahkemece davacının anne ve babası dinlenmeden davanın kabulüne karar verildiği ve hükmün temyiz edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmaktadır. 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun evlenme ehliyetinin yaş ile ilgili koşulunu düzenleyen 124. maddesinde "Erkek veya kadın onyedi yaşını doldurmadıkça evlenemez. Ancak, hâkim olağanüstü durumlarda ve pek önemli bir sebeple onaltı yaşını doldurmuş olan erkek veya kadının evlenmesine izin verebilir. Olanak bulundukça karardan önce ana ve baba veya vasi dinlenir." hükmü yer almaktadır. Dosyadaki nüfus kaydının incelenmesinden, doğum tarihi mahkeme kararı ile 5/5/1990 olarak tashih edilen davacının düzeltilen kaydına göre onaltı yaşını doldurduğu, anne ve babasının ise sağ olduğu anlaşılmıştır. Mahkemece, davacının anne ve babasının dinlenmesine yönelik olarak hiçbir işlem yapılmaksızın Türk Medeni Kanununun 124/2. maddesine aykırılık teşkil edecek şekilde eksik inceleme ve araştırma ile evlenmeye izin verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. SONUÇ: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 427/6. maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin açıklanan sebeple kabulü ile hükmün sonuca etkili olmamak üzere BOZULMASINA, oybirliğiyle karar verildi. 16/2/2009 -- • -- Yargıtay 2. Hukuk Dairesinden: Esas No : 2007/21188 Karar No : 2009/2401 İncelenen Kararın Mahkemesi : Şişli 3. Sulh Hukuk Mahkemesi Tarihi : 18/7/2002 Numarası : Esas no: 2002/934 Karar no: 2002/1027 Davacı : Yayla Keklik (Semira Keklik'e Velayeten) Davalı : Hasımsız Dava Türü : Evlenmeye İzin Temyiz Eden : Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı Davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hükmün kanun yararına bozulması Adalet Bakanlığının yazısı üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından istenilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Davacının 10/7/2002 tarihinde hasımsız olarak açtığı davada, velayeti altında bulunan kızı Semira Keklik'in evlenmesine izin verilmesini istediği, mahkemece davanın kabulüne karar verildiği ve hükmün temyiz edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmaktadır. 1 Ocak 2002 tarihinde yürürlüğe giren 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 124/2. maddesi ile "ancak, hakim olağanüstü durumlarda ve pek önemli bir sebeple onaltı yaşını doldurmuş olan erkek ve kadının evlenmesine izin verebilir. Olanak bulundukça karardan önce ana ve baba veya vasi dinlenir" hükmü getirilmiştir. Evlenmesine izin verilmesi istenilen 8/10/1986 doğumlu Semira Keklik'in dava ve hüküm tarihinde onaltı yaşını doldurmadığı anlaşılmaktadır. Mahkemece, yasal şartın oluşmaması nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken Medeni Kanunun 124/2. maddesi hükmüne aykırı olarak evlenmeye izin verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. SONUÇ: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 427/6. maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin açıklanan sebeple kabulü ile hükmün sonuca etkili olmamak üzere BOZULMASINA, oybirliğiyle karar verildi. 16/2/2009 -- • -- Yargıtay 6. Hukuk Dairesinden: Esas No : 12313 Karar No : 601 Mahkemesi : Oğuzeli Sulh Hukuk Mahkemesi Esas No : 2004/77 Karar No : 2005/47 Karar Tarihi : 9/3/2005 Davacı : Yefaş Yesemek Fuarcılık Anonim Şirketi Davalı : Mehmet Faik Filiz ve ark. Üçüncü Şahıs : Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı paydaşlığın giderilmesi davasına dair karar Kanun Yararına tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Bir parça taşınmazın paydaşlığının giderilmesine ilişkin davanın yapılan yargılaması sonunda yerel mahkemece verilen ve Yargıtay'ca incelenmeksizin kesinleşmiş bulunan hükmün kanun yararına bozulması Adalet Bakanlığı'nın yazısı üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından istenilmekle dosyadaki tüm evraklar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Paydaşlığın giderilmesi davasını paydaşlardan biri veya bir kaçı diğer paydaşlara karşı açar. Davada bütün paydaşların yer alması zorunludur. Paydaşlardan veya ortaklardan birisinin ölmesi halinde alınacak mirasçılık belgesine göre mirasçılarının davaya katılmaları sağlanmalıdır. Bu şekilde taraf teşkili sağlandıktan sonra işin esasının incelenmesi gerekir. Dava konusu edilen ve satışına karar verilen taşınmazın paydaşlarından Mahmut Hayri kızı Aliye'nin adresinin tesbiti için Tapu Sicil Müdürlüğü'ne yazılan yazıya verilen cevapta adı geçenin ikamet adresinin bulunmadığının bildirildiği ve kimlik bilgileri konusunda herhangi bir bilgi verilmediği, ayrıca kolluk vasıtası ile yapılan araştırmada tapu paydaşı Aliye hakkında bir bilgiye ulaşılamadığı görülmüştür. Mahkemece adı geçen kişi hakkında ilanen tebligat yoluyla taraf teşkili sağlanmış ve hüküm de bu şekilde tebliğ edilmiştir. Tapuda açık kimliği bilinmeyen, uzun süreden beri bulunamayan veya oturduğu yer tesbit edilemeyen kişilerin mal varlıkları üzerindeki hazine yararının daha iyi korunmasını sağlamak üzere 3561 sayılı Mal Memurlarının Kayyım Tayin Edilmesine Dair Kanun gereğince mahallin en büyük mal memurunun kayyım atanması gerekir. Bu durumda mahkemece davacı tarafa adı geçen paydaşa 3561 sayılı Yasa uyarınca kayyım atanmasını sağlamak için dava açmak üzere süre verilmesi, atanan kayyım huzuruyla davaya devam olunması gerekirken bu husus gözardı edilerek yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan hükmün bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının HUMK. nun 427/6. maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin açıklanan nedenle kabulü ile hükmün sonuca etkili olmamak üzere BOZULMASINA ve gereği yapılmak üzere kararın bir örneği ile dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine 29/1/2009 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. -- • -- Yargıtay 18. Hukuk Dairesinden: Esas No : 2008/11663 Karar No : 2009/1466 Davacı Helin Tuğçe Karabatak'a velayeten Hatice Ezgin ile davalı Nüfus Müdürlüğü arasındaki davada Sincan 2. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen ve Yargıtay'ca incelenmeksizin kesinleşmiş bulunan 17/5/2007 günlü ve 2007/64-181 sayılı kararın yürürlükteki hukuka aykırı olduğu savıyla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 30/10/2008 gün ve Hukuk-2008/211019 sayılı yazısıyla kanun yararına temyiz edilerek bozulması istenilmiş olmakla, dosyadaki tüm kağıtlar okunup gereği düşünüldü: YARGITAY KARARI Davacı Helin Tuğçe Karabatak'a velayeten annesi Hatice Ezgin vekili tarafından davalı Nüfus Müdürlüğü aleyhine açılan davada, boşanma ile velayeti annesine verilen ancak babasının soyadını taşıyan küçüğün "Karabatak" olan soyadının "Ezgin" olarak değiştirilmesinin istendiği, mahkemece davanın kabulüne karar verildiği anlaşılmaktadır. 4721 Sayılı Türk Medeni Kanununun 321. maddesi hükmüne göre, evlilik birliği içinde doğan çocuk ailenin yani babanın soyadını taşır. 2525 Sayılı Soyadı Kanununun 4. maddesinin ikinci fıkrası hükmüyle evliliğin feshi veya boşanma hallerinde çocuk anasına tevdi edilmiş olsa bile babanın seçtiği veya seçeceği soyadını alacağı emredici kuralı getirilmiştir. Baba soyadını veya çocuk ergin olduktan sonra kendi soyadını usulüne uygun olarak açacağı bir dava sonunda verilecek kararla değiştirmedikçe çocuğunda soyadı değişmez. Bu itibarla mahkemece, velayet hakkına sahip anne tarafından açılan küçüğün soyadının değiştirilmesi davasının reddi yerine kabulüne karar verilmesi usûl ve yasaya aykırı bulunmuştur. Bu itibarla yukarıda açıklanan nedenlerle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün HUMK.'nun 427. maddesi gereğince sonuca etkili olmamak kaydıyla kanun yararına BOZULMASINA ve gereği yapılmak üzere kararın bir örneği ile dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine, 23/2/2009 gününde oybirliğiyle karar verildi. |