| Yargıtay 2. Hukuk Dairesinden: Esas No : 2008/18444 Karar No : 2009/22256 YARGITAY İLAMI İncelenen Kararın Mahkemesi : Malatya 1. Aile Mahkemesi Tarihi : 14/9/2006 Numarası : Esas No: 2006/116 Karar No: 2006/519 Davacı : Ercan Yiğit Davalı : Derya Yiğit Dava Türü : Boşanma Temyiz Eden : Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hükmün kanun yararına bozulması Adalet Bakanlığının yazısı üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından istenilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Davacı Ercan Yiğit tarafından 27/3/2006 tarihinde davalı Derya Yiğit aleyhine açılan boşanma davasının, tarafların boşanma ve mali sonuçları konusunda anlaştıklarına dair beyanları doğrultusunda kabul edildiği ve hükmün temyiz edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmaktadır. Türk Medeni Kanununun 166/3. maddesi ile "Evlilik en az bir yıl sürmüş ise, eşlerin birlikte başvurması ya da bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi halinde evlilik birliği temelinden sarsılmış sayılır" hükmü getirilmiştir. Dosyadaki nüfus kaydından tarafların 7/7/2005 tarihinde evlendikleri ve davanın açıldığı tarihte henüz bir yıllık sürenin dolmadığı anlaşılmıştır. Mahkemece, tarafların gösterdikleri delillerin toplanarak, Medeni Kanunun 166/1-2. maddesindeki şartların oluşup oluşmadığı araştırılıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, Medeni Kanunun 166/3.maddesinde öngörülen bir yıllık süre şartı gerçekleşmeden tarafların kabulüne dayanarak boşanmaya karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. SONUÇ: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 427/6. maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin açıklanan sebeple kabulü ile hükmün sonuca etkili olmamak üzere BOZULMASINA, oybirliğiyle karar verildi. 22/12/2009 -- • -- Yargıtay 2. Hukuk Dairesinden: Esas No : 2009/9776 Karar No : 2009/22011 YARGITAY İLAMI İncelenen Kararın Mahkemesi : Tunceli Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi Tarihi : 13/9/2007 Numarası : Esas No: 2007/113 Karar No: 2007/255 Davacı : Hıdır Kur Davalı : Nurcan Kur Dava Türü : (Boşanma) - Tanıma Temyiz Eden : Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hükmün kanun yararına bozulması Adalet Bakanlığının yazısı üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından istenilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Davacı vekilinin davalı aleyhine açtığı davada, Almanya Besigheim Sulh Hukuk Mahkemesinin 2/3/2007 tarihli ve 4 F 159/06 sayılı boşanmaya ilişkin kararının tanınmasına karar verilmesini istediği, mahkemece davanın kabulü ile anılan kararın tanınmasına ve tanıma ilamının nüfus kayıtlarına işlenmesine karar verildiği, hükmün temyiz edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmaktadır. Dosyadaki nüfus kayıt örneğinden, tarafların 403 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanununun 20'nci maddesi uyarınca Bakanlar Kurulunun 31/8/1998 tarihli ve 98/11666 sayılı karar ile verilen izin üzerine Türk vatandaşlığını kaybetmeleri nedeniyle nüfus kayıtlarının kapatıldığı anlaşılmaktadır. 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanununun "Kaydın kapatılması ve yeniden açılması" kenar başlığını taşıyan 14'üncü maddesinde yer alan hükme göre nüfus kaydının kapatılması; ölüm, gaiplik, Türk vatandaşlığının kaybı, evlenme, boşanma, evlat edinilme, soybağının düzeltilmesi veya reddi gibi olaylar nedeniyle bir kaydın üzerinde işlem yapılamaz hale getirilmesidir. Kaydın kapatılmasına ilişkin sebep ortadan kalktığında veya kaydın yeniden açılmasını gerektirecek yeni bir sebep ortaya çıktığında kayıt yeniden açılır ve kaydın açılmasından sonra kişisel durumda meydana gelmiş olan olaylar kişinin kaydına işlenir. Türk vatandaşlığını kaybeden tarafların nüfus kayıtlarının kapalı olması nedeniyle bu kayıtlar üzerinde herhangi bir işlem yapılamaz. Yabancı mahkemenin boşanmaya yönelik kararının "tanınmasıyla" yetinilmesi gerekirken, idareyi işlem yapmaya zorlayacak şekilde "tanıma ilamının nüfus kayıtlarına işlenmesine" şeklinde hüküm kurulması doğru değildir. SONUÇ: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma talebinin kabulüne, yerel mahkeme kararının yukarıda açıklanan nedenle Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 427/6. maddesi uyarınca sonuca etkili olmamak üzere BOZULMASINA, oybirliğiyle karar verildi. 21/12/2009 -- • -- Yargıtay 19. Hukuk Dairesinden: Esas No : 2009/9789 Karar No : 2009/11354 YARGITAY İLAMI Mahkemesi : Ankara 9. Sulh Hukuk Mahkemesi Tarih : 31/3/2009 Nosu : 2622-676 Davacı : Altınok Hırdavat Makina İnş. Otomotiv Temizlik Taah. San. ve Tic. Ltd. Şti. vek. Av. Hüseyin Gültekin Durgun Davalı : T. C. Ziraat Bankası A. Ş.vek. Av. Zernişan Takak Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı banka vekilinin talebi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca kanun yararına bozma istemli olarak temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. - KARAR - Dava, davacının ciro yolu ile hamil olduğu Ziraat Bankası Gazimahallesi Şubesi'ne ait çekten dolayı 3167 sayılı Kanun'un 10. maddesinden kaynaklanan, bankanın sorumlu olduğu miktarın tahsili için yapılan icra takibine yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir. Davalı banka vekili, takibin yapılmasına bankanın sebep olmadığını, bankanın ödeme yükümlülüğünün doğması için çekin bankaya ibrazı gerektiğini, bunun yapılmadığını belirterek davanın reddini istemiştir. Mahkemece çekin davalı banka yerine Halk Bankası'na ibraz edildiğini, takas sistemi uyarınca çek bedelini ödeyecek bankanın çek sorumluluk bedelini de ödemekle yükümlü olduğu gerekçesi ile itirazın iptaline karar verilmiş, hüküm davalı banka vekilinin talebi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nca kanun yararına bozma istemli olarak temyiz edilmiştir. Davalı bankanın 3167 sayılı Kanun'un 4814 sayılı Yasa ile değişik l0. maddesi hükmü gereği ödeme yükümlülüğünün doğması için çek aslının onaylı fotokopisi verilmek üzere, çek aslının davalı bankaya ibrazı gerekmesine, davacının talebinin kanunda belirtilen, bu usule uymadığından, doğrudan icra takibi yapmasının yerinde olmadığı gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmayıp hükmün bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın kanun yararına bozma isteğinin kabulü ile HUMK.nun 427/7. maddesi gereğince hükmün kanun yararına ve hukuki sonuçları kalkmamak koşulu ile BOZULMASINA, aynı yasanın 427/son maddesi uyarınca kararın bir örneğinin Resmi Gazete'de yayımlanmak üzere Adalet Bakanlığı'na gönderilmesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na tevdiine, 3/12/2009 gününde oybirliğiyle karar verildi. -- • -- Yargıtay 19. Hukuk Dairesinden: Esas No : 2009/9788 Karar No : 2009/11567 YARGITAY İLAMI Mahkemesi : İzmir 12. Sulh Hukuk Mahkemesi Tarih : 24/2/2009 No : 1468/175 Davacı : Berkant Çiçek vek. Av. Nilay Oktar Davalı : Fortisbank A.Ş. vek. Av. Nizamettin Altınova Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı banka vekilinin talebi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca kanun yararına temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. - KARAR - Dava, karşılıksız çıkan çekler nedeni ile 3167 sayılı Kanun'un 4814 sayılı Kanun ile değişik 10. maddesi uyarınca muhatap bankanın sorumlu olduğu meblağın tahsili için yapılan icra takibine yönelik itirazın iptali ve tazminat istemine ilişkindir. Davalı banka vekili davacının talebinin zamanaşımına uğradığını belirterek davanın reddini istemiştir. Mahkemece, karşılıksız çıkan çeklerde çeki elinde bulunduran kimsenin hamil konumunda olup bankanın sorumlu olduğu bedeli ödemesi gerektiğinden itirazın iptaline, takibin devamına, %40 icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, kesin olarak verilen hüküm davalı banka vekilinin talebi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca kanun yararına temyiz edilmiştir. Davalı tarafından zamanaşımı def'inde bulunulmasına rağmen bu konuda olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemesi usul ve yasaya aykırı olup hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteğinin kabulü ile HUMK'nun 427/7. maddesi gereğince hükmün kanun yararına ve hukuki sonuçları kalkmamak koşulu ile BOZULMASINA, aynı yasanın 427/son maddesi uyarınca kararın bir örneğinin Resmi Gazetede yayımlanmak üzere Adalet Bakanlığına gönderilmesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 10/12/2009 gününde oybirliğiyle karar verildi. -- • -- Yargıtay 19. Hukuk Dairesinden: Esas No : 2009/9554 Karar No : 2009/12029 YARGITAY İLAMI Mahkemesi : İzmir 10. Sulh Hukuk Mahkemesi Tarih : 7/4/2009 No : 167-386 Davacı : Kadir Tezel vek. Av. Arda Akıncı Davalı : Ziraat Bankası vek. Av. Esra Gencel Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. - KARAR - Davacı vekili, müvekkilinin hamili olduğu çekin bankaya ibrazında karşılığının çıkmadığının tespit edildiğini, bankadan sorumlu olduğu miktarı alma hakkının bulunup bulunmadığını bilmediğini, çekin bankaya ibrazının aynı zamanda sorumlu olduğu tutarın ödenmesi talebini de içerdiğini, davalının müvekkiline bu hakkını hatırlatmadığını beyanla bankanın 3167 sayılı Yasanın l0. maddesi uyarınca sorumlu olduğu miktarın tahsili için icra takibine giriştiklerini ileri sürerek takibe yapılan itirazın iptalini talep ve dava etmiştir. Davalı banka vekili, 3167 sayılı Yasanın 10. maddesindeki yükümlülüğün ibraz edenin talebine ve çek aslını bankaya teslim etmesi şartına bağlı olduğunu, takibe çek aslı ibraz edilmeden başlanıldığını, çek üzerindeki imzanın keşideciye ait olup olmadığını kontrol imkanı bulunmadığını, davacının yasal yükümlülüğünü yerine getirmediğini belirtmiş, ayrıca davacının davadan sonra asgari tutarın ödenmesi için başvurmuşsa da vekaletnamesinde bankadan asgari tutarı alma yetkisi olmadığından ödeme yapılamadığını beyanla davanın reddini istemiştir. Mahkemece dosya kapsamına göre, davacı hamilin 3167 sayılı Yasanın 10. maddesinde gösterilen asgari sorumluluk tutarını tahsil için takip yapmasında engel olmadığı, çekin takasa verilmesinin de davalı bankanın sorumluluğunu engellemeyeceği gerekçesiyle davanın kabulüne, davalının itirazının iptaliyle icra takibinin devamına, inkar tazminatına hükmedilmesine yer olmadığına kesin olarak karar verilmiş, hüküm davalı bankanın talebi, Adalet Bakanlığının ilgili yazısı üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca HUMK.nun 427/6. maddesi uyarınca Kanun yararına bozulması istemiyle temyiz edilmiştir. Dava tarihinde yürürlükte bulunan 3167 sayılı Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkındaki Kanunun 6/son maddesi "Takas odaları aracılığı ile ibraz edilmiş çekler için 10. maddede belirlenen sorumluluk miktarı dahil kısmi ödeme yapılamaz..." hükmünü içermektedir. Bu durumda mahkemece anılan yasa hükmü gözetilmeden aksi düşüncelerle yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 12/10/2009 gün 2009/255161 sayılı Kanun yararına bozma talebinin kabulü ile HUMK.nun 427/7 maddesi gereğince hükmün, hukuki sonuçları kalkmamak koşulu ile Kanun yararına BOZULMASINA, aynı yasanın 427/son maddesi uyarınca kararın bir örneğinin Resmî Gazete'de yayımlanmak üzere Adalet Bakanlığına gönderilmesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına verilmesine, 21/12/2009 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. -- • -- Yargıtay 19. Hukuk Dairesinden: Esas No : 2009/10490 Karar No : 2009/12052 YARGITAY İLAMI Mahkemesi : İzmir 10. Sulh Hukuk Mahkemesi Tarih : 7/4/2009 No : 166-385 Davacı : Kadir Tezel vek. Av. Arda Akıncı Davalı : Ziraat Bankası vek. Av. Esra Gencel Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. - KARAR - Davacı vekili, müvekkilinin çek nedeniyle dava dışı keşideciden alacaklı olup bu alacağın tahsili için bu kişi hakkında takibe geçtiğini çeklerin halen ilgili icra müdürlüğünün kasasında bulunduğunu, müvekkilinin çekin muhatabı olan davalı banka hakkında da 3167 sayılı Kanunun 10. maddesi uyarınca takibe geçtiğini ancak, davalının itirazı nedeniyle takibin durduğunu belirterek haksız itirazın iptali ile takibin devamına ve %40 tazminata hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı banka vekili, 3167 sayılı Kanunun 10. maddesi uyarınca müvekkili banka tarafından ödemekle yükümlü olunan tutarın davacı hamile ödenmesi için çek aslının müvekkili bankaya teslim edilmesi gerektiğini, oysa davacı hamilin çek aslını teslim etmediği ve diğer icra dosyasında olduğunu ifade ettiği, çek aslı müvekkili bankada bulunmadığı için keşideci imzasının sahte olup olmadığı hususunun denetlenemediğini, müvekkili bankanın ödeme zorunluluğu doğmadığını, davacının haksız olarak takibe geçtiğini öne sürerek davanın reddi gerektiğini savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonunda, davacı çek hamilinin davalı muhatap bankaya karşı 3167 sayılı Kanunun 10. maddesi uyarınca ödenmesi zorunlu olan tutarın tahsili için takibe geçtiği, dava konusu çekin takasa ibraz edilmiş olmasının muhatap davalı bankayı kanunen ödemek zorunda olduğu tutarı ödemek sorumluluğundan kurtarmayacağı, ibrazdan sonra bedelin tahsili için muhatap bankaya müracaatın mümkün olduğu kaldı ki, müracaat edilmemiş hatta ibraz sırasında açıkça bedel talep edilmemiş olsa dahi bu hakkın sonradan kullanılmasının mümkün olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne davacının tazminat isteminin ise reddine, dava değeri itibariyle kesin olarak karar verilmiş, davacı banka vekili hükmün Kanun yararına bozulması talebi ile Adalet Bakanlığına müracaat etmiş, Adalet Bakanlığı 17/9/2009 tarihli yazısı ile hükmün Kanun yararına bozulması talepli olarak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına başvurmuş ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca 12/10/2009 tarihli yazı ile hükmün HUMK.nun 427/6. maddesi uyarınca Kanun yararına bozulması isteminde bulunulmuştur. Dava tarihinde yürürlükte bulunan 3167 sayılı Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkındaki Kanunun 6/son maddesi "Takas odaları aracılığı ile ibraz edilmiş çekler için 10. maddede belirlenen sorumluluk miktarı dahil kısmi ödeme yapılamaz..." hükmünü içermektedir. Bu durumda mahkemece anılan yasa hükmü gözetilmeden aksi düşüncelerle yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 12/10/2009 gün 2009/255161 sayılı Kanun yararına bozma talebinin kabulü ile HUMK.nun 427/7 maddesi gereğince hükmün, hukuki sonuçları kalkmamak koşulu ile Kanun yararına BOZULMASINA, aynı yasanın 427/son maddesi uyarınca kararın bir örneğinin Resmî Gazete'de yayımlanmak üzere Adalet Bakanlığına gönderilmesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına verilmesine, 21/12/2009 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. |