| Yargıtay 3. Hukuk Dairesinden: Esas No : 2009/14660 Karar No : 2009/18139 YARGITAY İLAMI İncelenen Kararın Mahkemesi : Karacabey Sulh Hukuk Mahkemesi Tarihi : 29/1/2008 Numarası : 2006/1018-2008/49 Davacı : Çiftçi Mallarını Koruma Meclisi Av. Beyhan ÇIRPANLI Davalı : Harun ALACÇAN Av. İbrahim EMİR Dava dilekçesinde 1245 TL asıl alacağın tahsili için yapılan ilamsız icra takibine vaki haksız itirazın iptaline takibin devamına % 40 icra inkar tazminatının faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü ve kısmen reddi cihetine gidilmiş, hükmün Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 27/7/2009 tarih ve 172638 sayılı yazıları ile kanun yararına bozulması istenilmiştir. YARGITAY KARARI Temyiz isteminin HUMK 427/6 maddesine uygun olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü. Davacı vekili dava dilekçesinde, davalının 2004-2005 yılı koruma bedelini ödemediği gibi aleyhine yapılan ilamsız icra takibine haksız itiraz ettiğini ileri sürerek tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali ve % 40 icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından kesin olan hükümde "mahkemece davanın Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 7. maddesi gereğince görev yönünden reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmasına" karar verilmiş olması kanuna aykırı olduğu ileri sürülerek hükmün kanun yararına bozulması istenilmiştir. Takibe konu alacak, 4081 sayılı Çiftçi Mallarının Korunması Hakkında Kanunun 15. maddesi uyarınca koruma meclisince tahakkuk ettirilmiş olan koruma bedeli alacağından oluşmaktadır. Bu husus dosya arasında mevcut Koruma Meclisi Kararından açıkça anlaşılmaktadır. Madde 15 - "Koruma tarifeleri her sene koruma ve ihtiyar meclisleri tarafından mahallin örf ve adeti ile iktisadi vaziyetine ve taalluk ettiği arazinin verimine, mahsulün nevine veya hayvan cinsine göre tanzim olunur. Bu tarifeler murakabe heyetine gönderilmekle beraber aynı zamanda köy veya kasabanın münasip mahallerine de talik olunur. Alakadarlar talikten itibaren on gün zarfında koruma veya ihtiyar meclisleri vasıtasıyla veya doğrudan doğruya murakabe heyetine itiraz edebilirler. Tarifeler murakabe heyetinin tasdikiyle katileşir. Koruma bedelleri her mahallin istihsal vaziyetlerine göre tespit olunacak en müsait zamanda ve Tahsili Emval Kanununa göre tahsil olunur. Ancak Tahsilat Komisyonunun vazifeleri koruma ve ihtiyar meclisleri, tahsildarın gördüğü işler koruma heyeti reisinin veya muhtarın tensip edeceği kimse tarafından ifa olunur. Koruma tarifesi bir senelik bekçi ücretlerinden başka peşin olarak ödenecek zarar ve ziyanlarla masraf karşılığı olarak bekçi ücretlerine yüzde 30 u geçmemek üzere yapılacak bir ilaveyi karşılayabilecek şekilde tanzim olunur." O halde bu para cezaları anılan maddesinin 1. fıkrasında belirtildiği üzere aynı kanunun 8. maddesinin 1. bendi uyarınca belirlenmiştir. Bu durumda, aynı kanunun 10. maddesinin bu konuda uygulanması gerekir. Bu maddeye göre ise kanunda yazılı istisnalar dışında (ki, bu istisnalar Kanunun 26. maddesinde yazılı olup, koruma ve köy ihtiyar meclislerinin verdikleri kararlara karşı vaki itirazların Sulh Mahkemelerince inceleneceğine dairdir) koruma meclisince alınan kararlara karşı 10 gün zarfında murakabe heyetlerine itiraz edilebileceği, itiraz edilip de reddedilen veya itiraz edilmeden kesinleşen bu kararların derhal icra olunacağı belirtilmiş bulunmaktadır. Anılan madde metninde, (murakabe heyetlerince itiraz üzere verilen kararlar aleyhine hiçbir kanun yoluna müracaat olunamaz) hükmü Anayasa Mahkemesi'nce iptal edilmiştir. (Anayasa Mahkemesinin 15/11/1963 tarih ve E. 1963/97, K. 1963/272 sayılı karar) bu kararların icrası için ilgiliye tebliğe tevessül edildiğinde bu işlem, 6183 Sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkındaki Kanun uyarınca, Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluş ve Görevleri Hakkındaki Kanunun 6. maddesine göre muhatap ancak görevli İdare Mahkemesine itirazda bulunabilir. Davacı idare, yükümlüye yaptığı tebligat üzerine tahsil işleminin durdurulduğuna dair görevli İdare Mahkemesinden bir karar verilip kendisine tebliğ edilmediği sürece, yukarıda sözü edildiği gibi 6183 Sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak alacağını tahsil etmek üzere yasada yazılı yollara başvurmak durumundadır. İdarenin bu yola gitmeyerek alacağını Özel Hukuk hükümlerine tabi bir alacakmış gibi mahkemeden talep etmesi, alacağın niteliğini değiştirmeyeceğinden, böyle bir başvurunun Adliye Mahkemesince reddedilmesi gerekir. Bu suretle HUMK'nun 7. maddesinin 1. fıkrası hükmü uyarınca, davacının istemi, idari makamlarca yapılması gereken bir işleme ilişkin olması (6183 Sayılı Kanuna göre) nedeniyle görev yönünden reddedilmelidir. O nedenle dava dilekçesinin görevsizlik nedeni ile reddi gerekirken olaya ve alacağın dayandığı yasa maddesine uymayan gerekçe ve yorumlarla esasa girilerek yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir. Bu itibarla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 427/6. maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin açıklanan sebeplerle kabulü ile hükmün BOZULMASINA ve gereği yapılmak üzere kararın bir örneği ile dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine 12/11/2009 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. -- • -- Yargıtay 3. Hukuk Dairesinden: Esas No : 2009/16817 Karar No : 2009/18384 YARGITAY İLAMI İncelenen Kararın Mahkemesi : Kayseri 3. Sulh Hukuk Mahkemesi Tarihi : 28/4/2009 Numarası : 2008/1884-2009/639 Davacı : Sevim FİDAN Vek. Av. Sıracettin EREN Davalı : Ahmet Yücel ESER Dava dilekçesinde ıslahla 1.750,80-TL. ecrimisilin faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir. YARGITAY KARARI Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü. Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm kanun yararına bozulması Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından istenilmekle evrak okunup, gereği düşünüldü. Davacı vekili dava dilekçesinde, davalının müşterek murisleri Yahya Eser'e ait taşınmazda murisin vefatından itibaren kira ödemeden oturduğu belirterek fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere şimdilik 1.000-TL. ecrimisil talep ve dava etmiştir. (Davacı vekili 27/4/2009 tarihli dilekçe ile de talebini 1.750,80-TL. olarak ıslah etmiştir.) Mahkemece; davanın kısmen kabulü cihetiyle 1.145,00 TL. ecrimisilin davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir. Mahkeme; ek kararla temyiz edenin sıfatına göre kabul edilen miktarın temyiz sınırının altında olması nedeniyle kararın kesin olarak verildiğinden bahisle HUMK. 433. maddesi uyarınca davalının temyiz talebinin reddine karar vermiş; Kesin olan hükümde, mahkemece; 492 sayılı Harçlar Kanununun 30. maddesi gereğince, ıslah edilen miktar için gerekli harç alınmadan ıslah edilen miktar yönünden de işin esası hakkında karar verilmiş olması yönleri Kanununa aykırı olduğu gerekçesiyle, hükmün Kanun Yararına bozulması Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından istenilmiştir. 492 sayılı Harçlar Kanununun 30. maddesi gereğince; ıslah dilekçesiyle artırılan miktar üzerinden gerekli harç alınmadan yargılamaya devam olunamayacağı dikkate alınmadan ıslah edilen miktar yönünden de işin esası hakkında karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun görülmemiştir. Bu itibarla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının HUMK. 427/6. maddesine dayalı Kanun yararına bozma isteğinin açıklanan sebeplerle kabulü ile hükmün BOZULMASINA ve gereği yapılmak üzere kararın bir örneği ile dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine, 17/11/2009 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. -- • -- Yargıtay 3. Hukuk Dairesinden: Esas No : 2009/17737 Karar No : 2009/18986 YARGITAY İLAMI İncelenen Kararın Mahkemesi : Kartal 3. Sulh Hukuk Mahkemesi Tarihi : 20/12/2006 Numarası : 2005/92-2006/1585 Davacı : İSKİ Genel Müd. - Av. H. YILDIRIM Davalı : Kurban KAVCIOĞLU - Av. A. SONSUZ Dava dilekçesinde 938.00 lira tazminatın faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın zamanaşımı nedeniyle reddi cihetine gidilmiş, hüküm Yargıtay C. Başsavcılığınca kanun yararına bozulması istemi ile temyiz edilerek dosya dairemize gönderilmiştir. YARGITAY K ARARI Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü. Davacı İSKİ Genel Müdürlüğü vekilinin davalıya karşı 17/1/2005 tarihinde açtığı davada, davacı idareye ait boruya davalı tarafından zarar verilmesi nedeniyle, 517.547.334 TL+219,54 EURO hasar bedelinin ödenmesinin istendiği, mahkemece davanın zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle reddine karar verildiği, hükmün kesin olduğu anlaşılmıştır. 818 sayılı Borçlar Kanununun 60. maddesi hükmüne göre, haksız fiilden kaynaklanan davalarda, zarar görenin zararı ve zararın sorumlusunu öğrendiği günden itibaren 1 yıl ve her halde zarara sebep olan fiilin gerçekleşmesinden itibaren 10 yıl içinde dava açması gerekmektedir. 2560 sayılı İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanunun 11. maddesi hükmüne göre, İSKİ Genel Müdürlüğü adına dava açma konusunda emir vermeye yetkili organ genel müdürdür. Dosyanın incelenmesinden, hasar tesbit tutanağının 3/8/2003 tarihinde tutulduğu, dava açmaya yetkili genel müdürlük makamına zararın ve sorumlunun 9/3/2004 tarihinde bildirildiği, 10/3/2004 tarihinde genel müdürlük makamınca dava açılmasının uygun bulunduğu anlaşılmıştır. Mahkemece, genel müdürlük makamınca zararın ve sorumlunun öğrenilmesinden itibaren 1 yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığı gözetilerek işin esasına girilerek karar verilmesi gerekirken, zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı bulunmuştur. Bu itibarla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının HUMK'nun 427/6 maddesine dayalı Kanun yararına bozma isteğinin açıklanan sebeplerle kabulü ile hükmün bozulmasına ve gereği yapılmak üzere kararın bir örneği ile dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine, 23/11/2009 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. -- • -- Yargıtay 3. Hukuk Dairesinden: Esas No : 2009/17921 Karar No : 2009/19910 YARGITAY İLAMI İncelenen Kararın Mahkemesi : Pendik 1. Sulh Hukuk Mahkemesi Tarihi : 4/12/2008 Numarası : 2007/2076-2008/2553 Davacı : AYEDAŞ Vek. Av. Sevgi FIRAT Davalı : Pendik Belediye Başkanlığı Vek. Av. Fatih AYSAN Dava dilekçesinde 796,52-TL.na itirazın iptali faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü ile 447,93-TL. üzerinden takibin devamı cihetine gidilmiş, hüküm Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca kamu yararına bozulması istenilerek; dosya Dairemize gönderilmiştir. YARGITAY K ARARI Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü. Davacı tarafından davalı Belediye Başkanlığı aleyhine açılan itirazın iptali davasında yapılan yargılama sonucu 447,93-TL.na itirazın iptaline karar verilmiş; davalı vekiline 26/1/2009 tarihinde karar tebliğ edilmiş, 30/1/2009 tarihli dilekçe ile kanun yararına kararın bozulmasını istemiştir. Pendik Cumhuriyet Başsavcılığının 17/2/2009 tarihli dilekçesi Adalet Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürlüğüne gönderilmiş, hükmün Yargıtay'ca incelenmesi Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 16/9/2009 gün ve 2009/205606 sayılı tebliğnamesi ile HUMK.nun 427/6. maddesi gereğince kanun yararına bozulması istenilmiş olmakla dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü. Davada, kaçak elektrik tüketiminden doğan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali istenilmiştir. İİK.67/2. maddesi hükmü uyarınca itirazın iptali davalarında alacağın belli ve bilinebilir (likit) olması durumunda istek halinde yerleşmiş Yargıtay kararları doğrultusunda icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekmekte ise de, icra takibine konu alacağın haksız fiilden kaynaklanması ve alacağın gerçek miktarının ancak mahkeme hükmü ile belirleneceği, likit olmadığı dikkate alındığında davacı tarafın icra inkar tazminatı isteminin reddine karar verilmesi gerekirken, davacı yararına inkar tazminatına hükmedilmesi ve hükmedilen tazminatın miktarının da gösterilmeyerek infazda kuşku yaratacak biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 427/6. maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin yukarıda açıklanan nedenle kabulü ile hükmün sonuca etkili olmamak üzere kanun yararına bozulmasına, gereği yapılmak üzere kararın bir örneğinin ve dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine, 14/12/2009 gününde oybirliğiyle karar verildi. -- • -- Yargıtay 3. Hukuk Dairesinden: Esas No : 2009/18486 Karar No : 2009/20266 YARGITAY İLAMI İncelenen Kararın Mahkemesi : Nallıhan Sulh Hukuk Mahkemesi Tarihi : 14/1/2009 Numarası : 2008/91-2009/12 Davacı : Topçuoğlu Petrol ve Tarım Ürünleri San. ve Tic. Ltd. Şti. Vek. Av. N. KAÇYİĞİT Davalı : Eşref GÜMÜŞ Dava dilekçesinde 460.00 YTL alacak için itirazın iptali, inkar tazminatının masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm kanun yararına bozma istemi ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından temyiz edilmiştir. YARGITAY K ARARI Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü. Davacı, 26/2/2008 tarihinde Nallıhan Sulh Hukuk Mahkemesine açılan davada, 4/1/2006 tarihinde veresiye olarak 460,00 TL bedelli motorin alan davalı borcunu ödememiş olmakla, tahsili için başlatılan takibe vaki itirazın iptali ile inkar tazminatının tahsilini talep ve dava etmiştir. Mahkemece; "alacak davasının kabulü ile, masrafların davalıdan tahsiline" karar verilmiş, davacı vekilinin tavzih talebi üzerine "460,00 YTL üzerinden hüküm tesis olunduğuna ve icra inkar tazminatı talebinin reddine" tavzihen karar verilmiştir. Kesin olan hükümde "icra inkar tazminatı talebi konusunda olumlu ya da olumsuz karar verilmemiş olması, davasının kabulüne denilmek suretiyle infazda tereddüt oluşturulması, tesellüm fişi numarasının gerekçede farklı yazılması" doğru görülmediği gerekçesiyle, hükmün kanun yararına bozulması Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından istenilmiştir. Hükümlerin tavzihi HUMK'nın 455 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olup, "Hüküm müphem ve gayrivazıh olur veya mütenakız fıkralar ihtiva ederse icrasına kadar her iki taraftan biri iphamın tavzihini ve tenakuzun refini isteyebilir". Aynı yasanın 459. maddesine göre ise "İki tarafın isim ve sıfat ve neticei iddialarına müteallik hataları ve esas hükümdeki hesap hataları kendilerinin istîmaından sonra mahkeme tarafından tashih olunur. Tashih olunan cihet hüküm üzerine yazılır." Tavzih yoluyla hüküm değiştirilemeyeceği gibi, hakim tavzih yolu ile hükümde unutmuş olduğu talepler hakkında karar verip, bunu hükmüne ekleyemez (HGK.2008/11-448 E, 2008/454 K.). O nedenle unutulan talep hakkında tavzih ile hükme ekleme yapılması usul ve yasaya uygun görülmemiştir. HUMK 417 ve devamı maddeleri uyarınca, yargılama giderleri haksız çıkan tarafa yükletilir. Bu nedenle, kısa kararda yapılan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılması, gerekçeli kararda giderlerin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmesi ve böylece çelişki oluşturulması hali bozma nedeni oluşturmaktadır (10/4/1992 gün 7/4 sayılı Yargıtay İBK). Ayrıca, Mahkemece, asıl ve yardımcı taleplerin her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir (HUMK.md.388/son). Bu nedenle davada 460,00 TL alacak için Nallıhan İcra Müdürlüğünün 2007/93 sayılı dosyasında başlatılan ilamsız takibe vaki itirazın iptali ile inkar tazminatının tahsilini talep ve dava edildiği halde, alacak davası olarak kabulüne karar verilmesi icra inkar tazminatı talebi hakkında karar verilmemesi ve alacak likit olduğu halde inkar tazminatı talebinin kabul edilmemiş olması doğru görülmemiştir. Bunların dışında, hükme esas alınan tesellüm fişi tarihi 4/1/2006 olduğu halde, gerekçeye 4/11/2006 olarak yazılması da doğru değildir. Bu itibarla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 427/6 maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin açıklanan sebeplerle kabulü ile hükmün BOZULMASINA ve gereği yapılmak üzere kararın bir örneği ile dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine, 17/12/2009 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. -- • -- Yargıtay 13. Hukuk Dairesinden: Esas No : 2009/15538 Karar No : 2010/6 YARGITAY İLAMI Mahkemesi : Ankara 6. Tüketici Mahkemesi Tarihi : 29/7/2009 Numarası : 2009/7-2009/346 Davacı : Teleses Mağazacılık Tic.A.Ş vekili avukat Halil Yaman Davalı : Mehmet Gündoğdu Taraflar arasındaki Keçiören Tüketici Sorunları Hakem Heyeti kararının iptali davasının yapılan yargılaması sonunda davanın kabulüne, yargılama giderlerinin takdiren davacı üzerinde bırakılmasına dair, müddeabihin miktarı itibariyle kesin olarak verilen kararın, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından kanun yararına temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. KARAR Davacı, davalının 28/11/2007 tarihinde 359537015946914 imei numaralı cep telefonunu firmalarından satın aldığını, telefonun klonlandığı için Telekomünikasyon Kurumu tarafından konuşmaya kapatıldığı gerekçesiyle satış bedelinin iadesi için başvurduğu Keçiören Kaymakamlığı Tüketici Sorunları Hakem Heyetinin 15/12/2008 tarih ve 1067 sayılı kararıyla satış bedelinin iadesine karar verdiğini oysa, davalıya ayıplı mal satmadıklarını belirterek, Keçiören Kaymakamlığı Tüketici Sorunları Hakem Heyeti kararının iptaline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesini istemiştir. Davalı, davacıdan satın aldığı telefonun klonlu olduğuna dair uyarı mesajı geldiğini, daha sonra bu mesajın yanlışlıkla gönderildiğinin anlaşıldığını, kendisinin kusurlu olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece, davalı tarafın, davacıdan 28/11/2007 tarihinde 359537015946914 imei numaralı cep telefonunu satın aldığı, davalının bir yılı aşkın süre cihazı kullandıktan sonra cihazın klonlandığı gerekçesiyle yanlışlıkla haberleşmeye kapatıldığı, 28/12/2008 tarihinde bu yanlışlığın anlaşılması üzerine tekrar beyaz listeye alındığı, cihazda hukuken ve fiilen yararlanmada bir engelin bulunmadığı, bu durumda Keçiören T.S.H.H. nin 312.71 YTL + %18 KDV. nin satıcı firma tarafından tüketiciye iadesine dair verdiği kararın hukuki duruma uygun düşmediği için 15/12/2008 tarih ve 1067 sayılı kararın iptaline, ancak davalının bu yanılgılı durumdan sorumlu tutulmayacağı için yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına, müddeabihin miktarı itibariyle kesin olarak karar verilmiş, hüküm Yargıtay Başsavcılığı tarafından kanun yararına temyiz edilmiştir. Davacının, davalıya satıp teslim ettiği cep telefonunda hukuken ve fiilen yararlanmaya engel bir hal olmadığı davalıya ayıplı mal satılmadığı, cep telefonunun klonlandığı gerekçesiyle dava dışı kurumca yanlışlıkla haberleşmeye kapatıldığı, dosya içeriğinden anlaşıldığı gibi bu hususlar mahkemenin de kabulündedir. Davacı, ayıplı mal satışı söz konusu olmadığı halde cep telefonunun bedelinin iadesine karar veren Keçiören Kaymakamlığı Tüketici Sorunları Hakem Heyeti kararının iptalini istemekte haklıdır. Bu konuda davacının herhangi bir kusuru bulunmamaktadır. Bu durumda HUMK. nun 417-423 maddeleri gereğince yargılama giderlerinin ve kendisini vekille temsil ettiren davacı için vekalet ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, hükmün bozulması gerekir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının HUMK. 427/6 maddesine dayalı kanun yararına bozma talebinin kabulü ile hükmün sonuca etkili olmamak üzere BOZULMASINA, 7/1/2010 gününde oybirliğiyle karar verildi. -- • -- Yargıtay 18. Hukuk Dairesinden: Esas No : 2009/9888 Karar No : 2010/376 YARGITAY İLAMI Davacı Cevat Baykın'a velayeten babası Mervan Baykın, annesi Kumri Baykın ile davalı Nüfus Müdürlüğü arasındaki davada Şemdinli Asliye Hukuk Mahkemesince verilen ve Yargıtay'ca incelenmeksizin kesinleşmiş bulunan 1/11/2007 günlü ve 2007/95-94 sayılı kararın yürürlükteki hukuka aykırı olduğu savıyla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 27/7/2009 gün ve Hukuk-2009/176162 sayılı yazısıyla kanun yararına temyiz edilerek bozulması istenilmiş olmakla, dosyadaki tüm kağıtlar okunup gereği düşünüldü: YARGITAY KARARI Doğum tarihinin düzeltilmesine karar verilen Cevat ile aynı anneden doğduğu anlaşılan kardeşi 10/6/1990 doğumlu Fahir arasında düzeltilen doğum tarihine göre 4 ay 9 günlük bir zaman farkı bulunmaktadır. Bir kadının bu süre içerisinde iki kez doğum yapmasının tıbben mümkün olmadığı açık olup, hakim, nüfus kayıtlarında düzeltme yaparken bu kayıtların diğerleri ile çelişik olmamasına özen göstermeli, böyle bir sonucu doğuracak kararlar vermemelidir. Mahkemece bu husus dikkate alınmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır. Bu itibarla yukarıda açıklanan nedenlerle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün HUMK.'nun 427. maddesi gereğince sonuca etkili olmamak kaydıyla kanun yararına BOZULMASINA ve gereği yapılmak üzere kararın bir örneği ile dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine, 21/1/2010 gününde oybirliğiyle karar verildi. -- • -- Yargıtay 18. Hukuk Dairesinden: Esas No : 2009/9889 Karar No : 2010/379 YARGITAY İLAMI Davacı Araç Cumhuriyet Başsavcılığı ile davalı Nüfus Müdürlüğü vd. arasındaki davada Araç Asliye Hukuk Mahkemesince verilen ve Yargıtay'ca incelenmeksizin kesinleşmiş bulunan 23/8/1984 günlü ve 1982/49-1984/119 sayılı kararın yürürlükteki hukuka aykırı olduğu savıyla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 27/7/2009 gün ve Hukuk-2009/176163 sayılı yazısıyla kanun yararına temyiz edilerek bozulması istenilmiş olmakla, dosyadaki tüm kağıtlar okunup gereği düşünüldü: YARGITAY KARARI Dosya içinde bulunan nüfus kaydına göre, Salih Bulkur'un nüfusa 14/1/1966 tarihinde tescil edildiği görülmüştür. Bir kimsenin doğmadan nüfusa tescili mümkün olmadığı halde, doğum tarihinin 5/6/1970 olarak düzeltilmesi nüfus kayıtlarında çelişki meydana getirmektedir. Hakim, nüfus kayıtlarında düzeltme yapılmasına karar verirken, bu kayıtlar arasında çelişki meydana getirmemek ve hayatın olağan akışına ters düşecek durumlara yol açmamaya özen göstermek zorunda olup, bu hususa uyulmaması usul ve yasaya aykırı bulunmuştur. Diğer taraftan, dava ve hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 1587 sayılı Nüfus Kanununun 46. maddesi hükmüne göre nüfus kayıtlarının düzeltilmesine ilişkin davalarda Cumhuriyet Savcısı ile nüfus müdürü veya memurunun bulunması ve kararın onların önünde verilmesi zorunludur. Benzer bir düzenlemeye Nüfus Kanununu yürürlükten kaldıran, 29/4/2006 tarih 26153 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanununun 36/1-a maddesinde de yer verilmiştir. İncelenen dosyadan, davalı Nüfus Müdürlüğü temsilcisinin duruşmaların bir kısmına iştirak etmediği anlaşılmıştır. Mahkemenin oluşumuna ilişkin açıklanan yasa hükmü dikkate alınmadan, nüfus idaresi temsilcisinin yokluğunda yargılama yapılması da doğru bulunmamıştır. Bu itibarla yukarıda açıklanan nedenlerle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün HUMK.'nun 427. maddesi gereğince sonuca etkili olmamak kaydıyla kanun yararına BOZULMASINA ve gereği yapılmak üzere kararın bir örneği ile dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine, 21/1/2010 gününde oybirliğiyle karar verildi. |